sevgili günlük
201006
21
21
İşler
21 Haziran 2010, Arenas 8.günüm, ikinci haftama başlıyorum. Artık biraz daha alışmış şekilde yeni güne başladık. Dünün yorgunluğu ile pek bir şey yapmadım. Hafta başı olması sebebiyle markete gitme ihtiyacı duydum sadece. Ayın 24'ünde Avila'ya gideceğim. Yaptığım sitenin PHP'de altyapısını oluşturdum. Şimdi, önceden hazırlanmış olan 80 sayfalık Word belgesini aktarmam gerekiyor. Zaman alacak gibi basit iş. Workshop 6-7 Temmuz’da bu nedenle acele etmeliyim.
→ doğrudan bağlantı201006
20
20
İlk Haftamın Son Günü
20 Haziran 2010, Arenas'da 7. günüm, ilk haftamın son günü. Gün 7'de başladı. 8'de Nuria geldi ve Los Galayos'a dağlara doğru yola çıktık. Zirve 2500 metrede ama ben dağlara uygun olmayan ayakkabımla zirveye gidemedim. 2000 civarında bir yerde acil durum kulübesi yapmışlar. Oraya kadar tırmandık ve bir şeyler yedikten sonra geri indik. Belki daha uygun bi botla daha yukarı çıkabiliriz. İlk seferde kendimi çok fazla zorlamak istemedim. Nuria daha önce orada 5 gün kamp kurmuş ve neredeyse her hafta sonu gidiyormuş. O nedenle tekrar gideceğimizden emin gibiyim. Eve geldiğimde ayaklarım kopuyordu. Bir duştan sonra yattım uyudum. 3-5 arası siestaya gerçekten alıştım. Uyumak için günün en güzel saati. Dil çalışmaları yavaş yavaş ilerliyor. Claire kadar olabilsem çok güzel olurdu diyordum ama gelmeden önce de biliyormuş o. Öğrendiğim kelimeleri bir yerlere yazayım. Bu arada zapata ayakkabı, zapatero ayakkabıcı demek. Fotoğrafları bilgisayara attım. Yarın göndermeye başlayayım. Şimdilik facebook kullanacağım belki daha sonra kendi sitemde yayınlarım. Yarın iş başı. Hafta içi Avila'ya gidip yabancılar için kullanılan kimlik kartı için başvuracağız. Talavera daha yakın olmasına rağmen Avila'ya bağlı olduğumuz için oraya gidiyoruz. Yeni bir şehir olacak benim için. Bir yandan televizyona bakıyorum da cnbc-e gibi İngilizce bir kanal yok. Bazı kanallarda altyazı seçeneği var. İspanyolca seslendirme ve İspanyolca altyazıyla izleyebiliyorsunuz. Belki dilimi biraz daha ilerletince en azından altyazıyı anlar hale gelirim diye umutluyum.
→ doğrudan bağlantı201006
19
19
Arenas'ı Tanımaya Devam
19 Haziran 2010, Arenas'da 6. günüm. İlk hafta sonum olduğu için hemen Madrid'e gitmek yerine önce buraları tanıyayım dedim. Boş zamanlarımda çıkıp sokaklarda geziyorum. Bu sefer daha turistik yerleri görelim dedik. Laura ile birlikte önce göle gittik. Aslında baraj gölü ve küçük bir şey ama görüntüsü çok güzel. Sonra da San Pedro'ya gittik. Yürüme mesafesinde eski bir kilise. Kasaba yaşlıları için en güzel vakit geçirme yöntemi. Gidip oturup geliyorlar. Yolda giderken biraz patikadan gidelim diye bilmediğimiz dağa taşa doğru gittik sonra bir baktık ki sadece asfalt yolla gidiliyormuş. Yolda yeni yapılmış binalar var ve çok zengin ve güzel görünüyorlar, tatil mekanı gibi. Akşam Nuria daha uzun bir yatak getireceğini söylemişti ama geç kaldığını o yüzden getiremediğini söyledi. Şu an ince ve ayaklarımı dışarıda bırakacak şekilde kısa bir yatakta yatıyorum ama sorun benim boyumda olduğundan böyle durumlara alışığım. O yüzden rahatım. Yarın dağlara gidiyoruz. Dağcılık için ayakkabım yok ama idare edeceğiz. Bu arada sabah Claire evine Fransa'ya gitti. 3 hafta yok buralarda. O da çok istemiş dağlara gitmeyi ama iki defa ayağını burktuğunu için hiç fırsatı olmamış. Beatriz de çarşamba günü master için gitmişti, yarın gelecek galiba.
→ doğrudan bağlantı201006
18
18
Araştırmalar Başladı
18 Haziran 2010, İspanya'da 5. günüm. İspanya yerine Arenas de San Pedro desem daha doğru. Çünkü Barselona ve Madrid havaalanlarından başka bir şey görmedim. Arenas, 7000 nüfuslu bir kasaba ama bölgenin merkezi olduğundan bir şehir gibi. Çeşitli restoranlar, barlar, marketler ve dükkânlar, bir kale ve tarihi kiliseler ve bir de eski köprü var. Halkın neyle geçindiğini anlamadım ama keyifleri yerinde gibi görünüyor. Euro’ya geçişte çok zorlanmışlar. Örneğin 1 peseta olan ekmek 1 euro 1,40 peseta iken 1 euro olmuş. Maaşlar ise tam değerinde euro olmuş. Büyük bir şok atlatmışlar ama artık alıştık diyorlar. Markette sanki biraz daha fazla harcıyormuşum gibi geliyor ama her öğle arasında içtiğimiz kahve ve yanında yediğimiz atıştırmalık 1,10 euro. Aldığınız yiyecek bardak altındaki tabak gibi küçük bir tabağa konuyor ve midyeden balığa, tortilladan patates püresine çeşitli seçenekler var. Amacına uygun olduğunu düşünüyorum. Bu kadar bilgiden sonra bugün ne yaptık ona geleyim; taşınma sonrası masa montajı, internetin ayarlanması, hazırladığımız workshop'un tanıtımı için gerekli web sitesinin yapımı, Murcia'da yapılacak olan varış sonrası eğitimi için başvuru formunun gönderilmesi. Temmuz sonuna doğru bir hafta Murcia'da eğitim alacağız. Akdeniz yakınında tatil bölgesi olduğu için umarım yüzmeye vakit bulurum. Akşam da Laura ile bara gittik. Belediye başkanı ve çalışanları da oradaydı.
→ doğrudan bağlantı201006
17
17
Taşınıyoruz
Dördüncü gün yani bugün, sabah belediyedeki eşyaları yeni binaya taşıdık. Karşı binaya taşımak için kamyon getirdiler. 5 metre faydası olmuş olabilir. Her şeyi taşıdık. Artık daha geniş bir ofisimiz var ama eski bina hoşuma gidiyordu. Fotoğrafını çekeceğim. Şimdi internet sorunumuz var. Yarın halledeceğiz sanırım. Taşınmadan sonra bilgisayarları kurarken bir tanesini patlattım. Tahminen güç kaynağı yandı. İlk kez böyle bir şey başıma geldi. Bir türlü çalışmıyordu. Elektrik geldiğine dair bir işaret yoktu. Ben de güç kaynağını açıp kapatıyordum. Bir anda patladı. Belki akımı değiştirdim. Umarım ana karta falan bir şey olmamıştır. Uzun süredir kullanılmayan bir bilgisayarmış ama çalışıyormuş. Patlamadan önce de çalışmıyordu. Günün heyecanı oldu işte. Sonra Nuria bizi yürüyüşe götürdü. Pek yürümedik, arabasıyla 18km ötedeki göle gittik. Orada hayatımda ilk kez kuş gözlemi yapmış oldum. Gerekli donanımları vardı ve profesyonel gözlemciymiş zaten. Bu dünyada var olduklarını düşünmediğim pokémon gibi ördekler gördüm. Hatta bir tanesinin dişisi yavrusunu sırtında taşıyordu. Birbirini takip eden yavrular süperdi. Sonra milattan önce III. , II. , I. yy.'da yapılmış yerleşimlerin olduğu arkeolojik kazı sahasına gittik. O zamanlar için gerçekten çok iyi yapılmış evlerdi. Şimdikilerden tek farkı, malzemesi. Tabii yine ovayı görüyordu ve manzara muhteşemdi. Telefonumun şarjı bittiği için fotoğraf çekemedim. Bu arada artık yeni bir Vodafone ES hattım var. Sonrasında Candeleda'ya gittik orada tarçınlı kar yedik. Uzun uzun yaşam şartlarından konuştuk. Şu an evdeyim ve yarın fırsat bulamayacağım için oturdum bunları yazıyorum.
Nuria'ya göre ben geleli sanki bir ay olmuş. Bana da öyle geliyor. Bu arada İspanyolcam sadece kelime bazlı ilerliyor, haftaya Cervantes'te çalışmış birinden ders almaya başlayacağız büyük bir ihtimalle. Ondan sonra cümle kurmaya başlarım diye düşünüyorum. Dolu dolu 4 gün böyle geçti işte. Artık uyumam lazım. Yarın iş başı. Hafta sonu neler yapacağız görelim bakalım.
201006
16
16
Durağan
Üçüncü gün, en durağan gün buydu, belediyedeki ofiste biraz nete girebildim biraz bir şeyler yaptık. Kasabada yürümeyi yaygınlaştırmaya çalışıyoruz bu nedenle seminerler düzenleyeceğiz. Bunu tanıtıcı web sayfası yapacağım. Laura ile birlikte tasarıma falan karar vermeye çalışıyoruz. İş bitiminde markete gittim.
→ doğrudan bağlantı201006
15
15
Dünyanın Sonu
İkinci gün Kültür Evi’nde kütüphaneye gittim ve orada internet vardı. Oranın internet kafesinden sorumlu Rocio ile tanıştım. Nette bir kaç şey yaptık. Orası daha erken siestaya giriyordu. Oradan yine belediyeye geldik. Bu sefer Nuria, beni, Claire'i ve Laura'yı alıp evine götürdü. Evi başka bir kasabada, ismi 5 kasaba bir yerde gibi bir şey. Orada yerel yemekler yedikten sonra dağdaki bahçelerine gittik. Çok güzel bir bahçe yapmışlar ve yeri de çok güzel. Kivi ağaçları var, tahmini 6 yıllık ama erkeği olmadığı için meyve vermemiş. Giresun'da da kivi üretimi yayılıyor. Bizimkilere sormam lazım detaylarını. Oradan "dünyanın sonu" dedikleri bir yere gittik. Uçurum gibi bir yer ama önünüzde dümdüz bir ova var. Fotoğraflarını çektim, umarım fotoğraflar daha iyi anlatır. Muhteşem bir manzara. Gözün alabildiğine bir ova içinde ağaçlar, nehirler, göller, etrafında tabak kenarı gibi dağlar. Geri dönerken Claire bileğini burktu. Bir ay önce de aynı yeri burkmuş ve bu yüzden yüzmek, tırmanmak gibi bir çok şeyi yapamamış. O nedenle çok üzüldü. X-ray için en yakın şehir olan Talavera'ya gittik. Ayağını alçıya aldılar ve akşam geri döndük. Arenas’dan daha büyük bir şehir görmüş oldum.
→ doğrudan bağlantı201006
14
14
İlk Gün
İlk gün uyanır uyanmaz belediyeye gittim. Beni beklemiyorlardı. Nuria (bütün işi yürüten kişi) beni belediyede çalışan herkesle tanıştırdı. Öğleden sonra da Laureline (Fransa'dan gelen diğer Avrupa gönüllüsü) ile markete gittim. Dia her yerde olduğu gibi burada da var, diğer seçenekler de Sol, Maxcoop, Gigante. Fiyatlar pek farklı değil ama evimizin karşısında bulunan manavdan aldığım domates benim için çok farklıydı. Domatesin kokusunu unuttuğumu hatırladım. İstanbul’da domateslerin bırak kokusunu bütünüyle plastiğe doğru bir gidiş var. Burada temiz hava ve sağlıklı yiyecekler sonucu mutasyona uğrayabilirim.
→ doğrudan bağlantı201006
13
13
Yola Çıkıyorum
13 Haziran günü Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan çıktığım yolculukta önce Barselona sonra Madrid’e giriş yaptım. Barselona da tekrar check-in yaptırmamı söylediler bence bunun sebebi dış hattan iç hatta geçtiğim için pasaport kontrolünü görmemi sağlamaktı. Pasaport kontrolden geçtim ve neredeyse havaalanından çıkacaktım. Check-in'i buldum zaten Spanair çok kullanılan bir hava yoluymuş. Bir sürü gişesi olmasına rağmen sırada çok fazla kişi vardı. Bir görevliden yardım istedim ve hemen hallettiler. 20:00 uçağına yetişmeliydim ve saat 19:55'di. Çünkü 1 saat 10 dakikalık arayı 50 dakikalık gecikme yemişti. Koşa koşa uçağa vardığımda 5 dakika gecikmiştim ama yine sıra vardı. Görevlilere sorunca bu uçağın da 50 dakika gecikmeli kalkacağını öğrendim. İki uçakta da 50 dakikalık gecikme sayesinde planımın dışına çıkmamış oldum.
Uçak hakkında konuşacak olursak; Uçakta servis yok, zaten açıklamada "satın almak için yiyecek içecek bulunmaktadır" yazıyor. Paran olduktan sonra parfüm bile alabilirsin uçakta hatta uçak maketleri. Bindiğim iki uçak da aynı uçaktı galiba. Uzun ince bir gövde, 2 ve 3 şeklinde ayrılmış 5 koltuklu sıralar. Spanair yenilenme sürecinde ama sadece logosunu ve web sayfasını değiştirmiş. Madrid'e geldiğimizde bu sefer tahmin ettiğim gibi pasaport kontrol olmadı. Bavul bekleme süreci çok uzun sürdü. Zaten 50 dakika gecikmiştik. Beatriz (karşılamaya gelen İspanyol kız, bizim ekipten) gerçekten çok bekledi. Sonra yaklaşık iki saatlik yolculukla Arenas De San Pedro'ya (Aziz Pedro'nun Kumları) geldik. Evde Claire (benim gibi Avrupa gönüllüsü Fransız kız) vardı.
Bana öğlene kadar uyuyabileceğimi ve öğlen kafeye (La caracola = Salyangoz kabuğu) gelmemi söylediler. İnanılmaz bir alışkanlıkları var. Her gün aynı kafeye aynı saatte gidip kahve içiyorlar ve yanında atıştırmalık bir şeyler yiyorlar. 8'de belediye açılıyor. 11:30'da kahve molası, yarım saat sürüyor. Saat 3'te de gün bitiyor. Bazı yerler siestadan sonra yani 5'te tekrar açılıyor 8'de kapanıyor. 3 ile 5 arası uyumaya dördüncü günde alışmış durumdayım. Gerçekten o saatte uyku çok güzel. Henüz 12’den sonrasını göremedim çünkü şimdiye kadar çok yorucu oldu.
